SON DAKİKA

Şule Çet davasında sanıklar hakim karşısında

Bu haber 07 Şubat 2019 - 0:00 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Ankara’da, cinsel saldırıya uğrayıp, plazanın 20’nci katından atıldığı iddia edilen üniversite öğrencisi Şule Çet’in (23), ölümüne ilişkin tutuklanan Çağatay Aksu (34) ve Berk Akand (33), ilk kez hakim karşısına çıktı. ‘Kasten öldürme’, ‘cinsel saldırı’ ve ‘hürriyetinden yoksun bırakma’ suçlarından yargılanan sanıklardan Çağatay Aksu, ofiste müzik dinleyip içki içtiklerini söyleyerek, “Ben dinlenme odasına girdiğimde pencereden sarkık durumdaydı. ‘Ne yapıyorsun sen?’ deyip tutmaya çalıştım. ‘Ben gidiyorum’ dedi, elimden kaydı ve düştü. Biz kesinlikle cinsel saldırı ve cinayet işlemedik” diyerek kendisini savundu.

Gazi Üniversitesi Tekstil Tasarımı öğrencisi Şule Çet, geçen yıl 29 Mayıs’ta sabaha karşı saat 04.00 sıralarında lüks plazanın 20’nci katından düşerek öldü. Olayın ardından Çağatay Aksu ve Berk Akand, gözaltına alındı. Aksu ve Akand, ilk ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, daha sonra soruşturmanın derinleştirilmesiyle yeniden gözaltına alınarak tutuklandı. İddianamede, Şule Çet’in cinsel saldırıya maruz kaldığı ve plazanın 20’inci katından atılarak öldürüldüğü belirtildi.

 

İlk kez hakim karşısına çıktılar

Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘kasten öldürme’, ‘cinsel saldırı’ ve ‘hürriyetinden yoksun bırakma’ suçundan tutuklu yargılanan sanıklar Çağatay Aksu ve Berk Akand, ilk kez hakim karşısına çıktı. Ömür boyu hapis ve 39’ar yıl hapis cezası talep edilen sanıklar duruşmada hazır bulundu. Şule Çet’in babası İsmail, kardeşleri Şenol ve Ercan Çet ve yakınları, CHP’li milletvekilleri, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, İnsan Hakları İnceleme Komisyon Üyesi Mahmut Tanal, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, taraf avukatları ve bazı kadın örgütlerine üye çok sayıda kadın da yer aldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İzmir, Aydın, Kırklareli Baroları, İnsan Hakları Derneği, Kadın Dayanışma Vakfı, Ankara Barosu Gelincik Merkezi ve bazı sivil toplum kurumu avukatları da duruşmada katılma talebinde bulundu. Davaya gösterilen yoğun ilgi nedeniyle, duruşmayı izlemeye gelen çok sayıda kişi dışarıda kaldı.

 

Kadın örgütlerinin müdahillik taleplerine ret

Mahkeme, duruşmaya başlamadan ara karar vererek, Çet’in yakınları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatlarının katılma talebini kabul etti. Diğer talepler ise suçtan doğrudan zarar görmedikleri için reddedildi. Bu karar nedeniyle salonda itiraz sesleri yükseldi. TBMM komisyonlarından gelen milletvekilleri adına söz alan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Filiz Kerestecioğlu, “Olay bir cinayetin, cinayet olmadığı düşüncesiyle üstünün örtülmesidir. Biz, kadınlarla erkeklerin eşit şartlarda yaşaması gerektiğini düşünen insanlar olarak devletin de kadın cinayetlerine karşı yeterli önlem almasını istiyoruz. Bunun için kadın örgütlerinin müdahillik talebi kabul edilmelidir” dedi. Kadın örgütleri adına konuşan avukatlar da bu cinayetten toplumdaki bütün kadınların zarar gördüğünü belirterek, tüm kadın örgütlerinin müdahillik taleplerinin kabul edilmesini istedi.

 

Çağatay aksu, suçlamaları kabul etmedi

Sanıklardan Çağatay Aksu savunmasında suçlamayı kabul etmedi. Aksu, “Böyle mesnetsiz bir suçlama karşısında olduğum için sizden özür dilerim. Üstüme atılan hiçbir suçu kabul etmiyorum. Öncelikle Allah’ın, sonra sizin vicdanınıza sığınıyorum. Biz kesinlikle cinsel saldırı ve cinayet işlemedik. Bu adli tıp raporunda da var. Ben halen şoktayım. Bu kadar insan neye dayanarak bizi suçluyor” dedi.

 

‘Ağabey-kardeş gibiydik’

Şule Çet ile çalıştığı iş yerini devraldıktan sonra tanıştığını ve aralarında ağabey- kardeş ilişkisi olduğunu ileri süren sanık Aksu, olay gecesiyle ilgili şunları söyledi:

“Saat 06.00 gibi Berk ve Mustafa ile restoranda buluştuk. Şule 10.30 gibi dahil oldu. Daha sonra ‘ofise geçip bir şeyler içelim’ dedim. Şule ve Berk kabul etti. Şule sürekli durumundan şikayet ediyordu. Yine sınıfta kaldığını, ailesinin maddi destek vermediğini, kalacak yeri olmadığı gibi şeyler anlatıyordu. Biz onu kafası dağılır diye çağırdık. Patronu olmam dışında ağabey- kardeş gibiydik. Sürekli sorunlarından bahsettiği için Berk de ‘gel kafanı dağıtırsın’ dedi. 00.15 gibi restorandan ayrıldık. Marketten viski ve bira aldık. Durumu olmadığını bildiğim için Şule’ye 3 paket de sigara aldım. 00.30 sıralarında plazaya geldik ve 20’nci kattaki ofise çıktık. Müzik açtık, biz viski, Şule bira içti. Bütün gece müzik dinledik. Bir tane makam odası var, sürekli orada oturduk. Bu odanın yanında da dinlenme odası var. Şule gayet normaldi.”

 

‘Elimden kaydı, düştü’

Fazla konuşmadıklarını, müzik dinlediklerini anlatan Aksu, “Şule 03.53’te odada yürümeye başladı. 50 saniye sonra peşinden gittim. ‘Ben gidiyorum’ tarzı bir söz söylediğini duydum. Telefonu ve çantası odadaydı. Ben dinlenme odasına girdiğimde pencereden sarkık durumdaydı. ‘Ne yapıyorsun sen?’ deyip tutmaya çalıştım. Sol elimle tutamadım, sağ elimle yakaladım. ‘Ben gidiyorum’ dedi. Berk’e seslendim, müzik sesinden dolayı duymadı. Elimden kaydı ve düştü. Berkin yanına koştum. Kendimi kaybettim. Berk’e söyledim. ‘Şule gitti’ dedim. ‘Şule atladı’ dedim. Bir süre inanmadı. Parmağımı gösterdim. Sonra aşağı indiğimizde o da anladı. Ben de normal değildim çünkü” diye konuştu.

 

Mesajlar soruldu

Mahkeme başkanının Şule Çet’in arkadaşına attığı, “Bana abayı yakmış, beni bırakmıyor” ve diğer mesajları hatırlatması üzerine sanık Aksu, “Kız arkadaşına attığı mesajın tek nedeni eve gitmemek için atılmış mesajlar. Çünkü sürekli ‘Bıktım bu kızdan, bunun çocuğuyla mı uğraşacağım’ derdi” iddiasında bulundu. Şule Çet’in yine arkadaşına gönderdiği, kendisine anal yoldan tecavüz edildiği yönündeki mesajla ilgili de sanık Aksu, “‘Of anam’ yazılırken telefon otomatik olarak yazıyor. Bunu burada da uygulamalı gösterebilirim. Bunu nasıl anal yoldan tecavüze yoruyorlar anlamış değilim” dedi.

Sanık Aksu, anal yoldan cinsel saldırı bulgusu içeren Adli Tıp Kurumu raporunu da kabul etmediğini belirtti.

 

Adliye önünde açıklama

Öte yandan bazı sivil toplum örgütlerinin üye ve yöneticileri, duruşma devam ederken Ankara Adliyesi önünde toplandı. Kalabalık, ‘Şule Çet için adalet’, ‘Gençliğini yaşatabilen bir ülke istiyoruz’ pankartları açarak, ‘Boyun eğme, katillerden hesap sor’ sloganları attı.

Açıklama yapan CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Şule Çet’e adalet için toplandıklarını söyleyerek, “Bugün burada olanlar biliyor ki Şule Çet cinsel istismara maruz kaldı ve öldürüldü. Bu dava sürecinde yayınlanan adli tıp raporları hiçbir bilimsel alt yapısı olmadan ve tamamen cinsel istismarı meşrulaştıran bir rapor ve bu sürecin organize bir suç haline geldiğini gösteriyor. Biz kadınların ne giyeceğine, yaşam şekline karışılmasını istemiyoruz. Bugün bu davanın sonucu bir emsal teşkil edecek ve tüm kadınlar için bir adalet emsali olacak. Bu davanın takipçisi olacağız. Şule Çet ve tüm kadınlar için adalet istiyoruz” şeklinde konuştu.

 

‘Eğlenirken çektiğim videoları Pınar’a gönderdim’

Sanık Çağatay Aksu’nun ardından diğer sanık Berk Akand savunma yaptı. Suçlamaları kabul etmeyen Akand, Aksu’nun teklifi üzerine, plazadaki ofise gittiklerini belirterek, “Şule Çet, Çağatay’ın aracıyla, ben de kendi aracımla plazaya vardık. Bilgisayardan müzik açtık. Üçlü koltuklarda içkilerimizi doldurduk, içmeye, eğlenmeye başladık. Videolar çektim. Bir süre sonra içkilerimizi aynı odada bilgisayarın bulunduğu yere taşıdık. Ben bu sırada arkadaşım Pınar’ı yanımıza gelmesi için ikna etmeye çalışıyordum. Pınar gelmek istemedi. Moralim bozuldu. Eğlenirken çektiğim bir videoyu Pınar’a gönderdim. Bir süre sonra makam koltuğuna bilgisayarın başına oturdum. Çok yorgundum. Telefonumu bir köşeye bıraktım. İçim geçer gibi oldu. Uyumamak için direniyordum. Bu sırada Şule’nin yanımdan kalktığını fark ettim. Çağatay da gitti. Ben müzik dinlemeye devam ettim. Bu sırada içim geçmiş.”

 

‘Ayak sesleri ve bardak yıkama seslerini duydum’

Bir süre sonra Çağatay Aksu’nun kendisine seslendiğini; ancak içkinin etkisi ve uykusuzluk nedeniyle kendinden geçtiğini anlatan Akand, şöyle dedi:

“Çağatay seslendi. Gözümü açtığımda, ‘Şule gitti’ dedi. Daha sonra tekrar ‘Şule camdan atladı gitti’ dedi. ‘Hadi biz de gidiyoruz’ diyerek beni kaldırdı. Ne demek istediğini algılayamadım. ‘Saçmalama’ dedim. ‘Ne saçmalaması’ diye parmağını gösterdi. ‘Pencereden sarkıyordu, tutarken böyle oldu’ dedi. Şule’nin çantasını gösterdi. Kapıya koştum. Parmağı iyice şişmişti. Çağatay ile Şule aralarında bir şey oldu sandım. Aşağıda güvenlikle karşılaştık. Çağatay ‘Hadi gidelim.’ diyordu. Sakindi. Güvenlik görevlileri, ‘Patlama sesi duyduk. Siz de duydunuz mu?’ diye sordu. Patlama sesi duymadığımı söyledim. Bu sırada Çağatay da kayboldu. Telefonla arayıp, ‘Neredesin, kız nerede?’ diye sordum. Güvenlik görevlilerine, ‘Buradan bir kız geçti, gördünüz mü?’ diye sordum. ‘Evet geçti.’ demelerini bekliyordum. ‘Geçmedi’ deyince daha kötü oldum. İtfaiye, polis ve ambulans geldi. İtfaiye asma kata çıktı. ‘Burada’ diye işaret verince sinir krizi geçirdim” diye konuştu.

 

Akand, Çağatay Aksu’nun, “Şule Çet’i pencereden tutmaya çalışırken Berk’e seslendim” sözlerinin hatırlatılması üzerine, “Seslendiğini duymadım” dedi.

 

Baba konuştu

Sanık ifadelerinin ardından Şule Çet’in babası İsmail Çet ve ağabeyleri konuştu. Baba İsmail Çet, şikayetçi olduğunu belirterek, “Kızım 3 yıl önce Ankara’ya geldi. Aylık 500 lira ben gönderiyordum. 400 lira da burs alıyordu. Ekonomik sıkıntısı yoktu” dedi. Ağabeyleri de ifadelerinde şikayetçi olduklarını belirterek davaya katılma talebinde bulundular.

 

Telefonda ‘Nerdesin lan şerefsiz’ diye bağırdı

Tanık olarak dinlenen plazanın güvenlik görevlisi Akif Deniz, “Ben sabaha karşı plazadan çıkan sanıklara yanlarında gelen kızın nerede olduğunu sordum. Berk, ‘çıkıp gitti görmedin mi?’ dedi. Ben de görmediğimi söyledim. Sonra beraber gittiler. Murat, onların arkasından gitmişti. Geri döndüğünde ‘ağabey kızın düştüğünü söylüyorlar’ dedi. Hemen polisi ve ambulansı aradık. Berk, bir müddet sonra geri geldi ve bize ‘ağabey bir şeyler yapın’ dedi. Daha sonra telefonuyla Çağatay’ı arayıp ‘neredesin lan şerefsiz gelsene’ diye bağırdı” diye konuştu.

 

‘Akand sürekli kızın nerede olduğunu soruyordu’

Diğer güvenlik görevlisi tanık Murat Dalgalı da, “Aşağı indiklerinde Berk Akand telaşlıydı; ama Çağatay Aksu sakindi. Peşlerinden gittim. Berk Akand, sürekli kızın nerede olduğunu soruyordu. Ondan sonra Çağatay Aksu ‘yukarıdan düştü’ deyince hemen polisi aradık” dedi.

 

Ev arkadaşı: Bana asılıyor dedi

Şule Çet’in ev arkadaşı da, “Şule Çağatay’ın kendisine yazıp durduğunu söyleyip ‘gideyim mi?’ diye sordu. Ben de ‘sen bilirsin’ dedim. Çağatay’ın kendisine asıldığını söylediğinde ‘kısa süre otur, ben seni ararım gel. Birbirimizle bağlantıyı kesmeyelim’ dedim. Bir müddet sonra ona mesaj attım ‘ne yapıyorsun?’ diye. ‘Oturuyoruz abla sıkıntı yok’ dedi. Sonra bir daha iletişime geçtik ‘ofise geçiyoruz’ dedi. ‘Seni alayım mı?’ diye sordum. ‘Yok abla ayıp olur’ dedi. ‘Off ya keşke gelmeseydim’ şeklinde gönderdiği mesajdan sonra da Şule Çet’e ulaşamadım” dedi.

 

Duruşma ertelendi

Mahkeme heyeti, sanık ve müdahil avukatların talepleri doğrultusunda Çet’in tecavüze uğrayıp uğramadığı, plazadan düşmeden önce mi yoksa düştükten sonra mı ölümün gerçekleştiği, düşmeden önce vücudunda herhangi bir kırık olup olmadığı, sanık Berk Akand’ın 3 ve 4’üncü el tırnaklarında Çet’e ait DNA parçalarının, sanığın iddia ettiği gibi tokalaşma, aynı telefonu kullanma gibi basit temaslarla geçip geçmeyeceği, müdahil avukatların özel bilirkişiye hazırlattığı raporda yer aldığı söylenen Çet’in kalçasında ısırık izi ve tükürük olup olmadığının belirlenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na müzekkere yazılarak ayrıntılı rapor istenmesine karar verdi. Ayrıca sanık Berk Akand ve tanık Pınar Turgut’un cep telefonlarının imajlarının alınarak konuşma ve mesajlaşma içeriği ile saatlerinin belirlenmesi için bilirkişiye gönderilmesi kararlaştırıldı. Mahkeme, Çağatay Aksu ve Berk Arand’ın tutukluluk haline karar vererek, duruşmayı erteledi.

 

Ağabey: Mücadelemize devam edeceğiz

Adliye çıkışında açıklama yapan Şule Çet’in ağabeyi Şenol Çet, “Karşı taraf baskı kurarak kendilerini haklı çıkarmaya çalıştı. Kardeşim oraya süs olarak gitmedi. 3 ay sonra tekrar mahkeme görülecek. Bu mahkemede, karşı tarafın en ağır şekilde ceza alması için mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

 

‘Benim oğlum suçsuz’

Sanıklardan Çağatay Aksu’nun annesi Gülümser Aksu da kameraların karşısına geçerek, oğlunun suçsuz olduğunu idda etti. Gülümser Aksu, “İlk günden beri basında çıkan her şey yalan. Çağatay ile arkadaşı, 2 kere hakimin karşısına geçti. Duruşmalarda tutuklama olmadı. Adli Tıp Raporu çıktığı zaman, karşı tarafın avukatı gazetelere demeçler verdi. Çağatay’ın çok zengin olduğunu iddia etti. Çağatay’ın 9 parmağında, ‘Şule’nin DNA’sının’ çıktığını söyledi. Çağatay’ın, kızı pencereden attığını iddia etti. Biz zengin değiliz, emekli iki devlet memuruyuz. Bizim plazayla hiç bir ilgimiz yok. Orası Çağatay’ın arkadaşının babasına ait. Adli Tıp raporunda Çağatay’ın Şule’yi öldürdüğüne dair bir bulgu varsa, oğlum gerekli cezayı çeksin. Benim oğlum suçsuz. Adalet yerini bulacak” ifadelerini kullandı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

PİYASALARDA SON DURUM

  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

EN ÇOK KAZANANLAR

    EN ÇOK KAYBEDENLER

      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

        BUGÜN 1000TL NE OLDU?

        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN