SON DAKİKA

Aşırı dozdan ölümlerde korkutan artış

Bu haber 29 Ağustos 2019 - 2:42 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Türkiye’de aşırı doz uyuşturucudan ölümlerde büyük bir artış var; 2011 yılında 105 kişi aşırı doz nedeniyle hayatını kaybederken 2017 yılında bu sayı 941’e yükseldi.

Uyuşturucu kullanımı konusunda ülkemizde kapsamlı bir mücadele yürütülse de açıklanan rakamlar alınan önlemlerin yetersizliğini ortaya koyuyor. Avrupa uyuşturucu raporunda hemen birçok kategoride korkutucu denebilecek seviyede bir artış gözleniyor.

Rapora göre Türkiye’de uyuşturucu ile ilgili işlenen suç oranlarında %45 artış var. Madde bağımlılığında yataklı tedavi görenlerin sayısının son beş yılda arttığı gözleniyor. Aşırı doz uyuşturucudan ölümlerde de büyük bir artış var; 2011 yılında 105 kişi aşırı doz nedeniyle hayatını kaybederken 2017 yılında bu sayı 941’e ulaşmış durumda. Türkiye’de bir yıl içinde ele geçirilen uyuşturucu miktarı tüm AB ülkelerinde ele geçirilenden çok fazla. Türkiye’nin yürüttüğü operasyonlarda 2017 yılında 8 milyon 600 bin adet sentetik uyarıcı ve 6,6 ton amfetamin ele geçirilirken AB raporuna göre, bu miktarlar tüm AB ülkelerinde düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen toplam miktarın çok üzerinde bulunuyor.

Peki, uyuşturucuyla mücadelede birçok kategoride gözlenen bu korkutucu artış neyle açıklanabilir? Uyuşturucuyla mücadele politikaları ve alınan önlemler mi yetersiz, bireylerin bu konuda giderek artan talebi ve uyuşturucu maddelere kolay ulaşımı mı söz konusu?

 

Üç aşamalı önlem planı

Avrupa Uyuşturucu raporunu değerlendiren Altınbaş Üniversitesi Çocuk Koruma ve Bakım Hizmetleri Programı Öğr. Gör.  Barış Tuncer, Türkiye’nin uyuşturucu madde ticaretinde transit bir yol üzerinde bulunması ve genç nüfus oranının yüksekliğinin madde kullanımında önemli bir risk faktörü olduğunu belirtti. Tuncer, Türkiye’de uyuşturucu madde ticaretini önlemek için başarılı narkotik çalışmalar ve Yeşilay’ın faaliyetlerinin önemli olduğunu ancak sürekli olarak piyasaya yeni uyuşturucuların sürülmesi, saklanması ve pazarlanmasında yeni yöntemlerin bulunmasının bu önlemleri yetersiz hale getirebildiğini söyledi.

Madde kötüye kullanımı ile mücadelede birincil, ikincil ve üçüncül önleme stratejileri olduğunu vurgulayan Barış Tuncer, şunları aktardı: “Birincil önlemede bireylerin madde kötüye kullanımına başlamasından uzak tutulması, ikincil önlemede madde kötüye kullanımı olan bireylerin tedavi edilmesi, üçüncül önlemede ise madde bağımlılığı tedavisi gören bireyleri izlemek ve tekrar madde kullanmalarını engellemek, temiz kalmalarını sağlamak amaçlanmaktadır. Ülkemizde bu konuda eksiklikler mevcut. Bana göre madde kötüye kullanımının bir suç olarak değil sağlık sorunu olarak değerlendirilmesi, madde kötüye kullanımı konusunda mevzuatın yeniden düzenlenmesi, kurumlar arası işbirliğine dayalı etkin ve bütüncül politikalar geliştirilmesi gerekiyor. AMATEM (Alkol ve Madde Tedavi Merkezi), ÇEMATEM(Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi)sayılarının ve kapasitelerinin ve bu merkezlerde çalışan uzman personel sayısının artırılması gerekiyor.  Ayrıca Avrupa şehirlerinde uygulanan atık su analizi de toplum düzeyinde tüketilen uyuşturucu miktarının belirlenmesinde kullanılabilir.”

 

Ebeveynlere önemli uyarılar

Uyuşturucuyla mücadelede önemli ebeveynlere de önemli sorumluluklar düştüğünü hatırlatan Altınbaş Üniversitesi Çocuk Koruma ve Bakım Hizmetleri Programı Öğr. Gör.  Barış Tuncer anne babalara şu uyarılarda bulundu:

-Anne-babalar madde kullandığından şüphelendiklerinde çocuklarının davranışlarını doğru yorumlamalıdırlar. Gözlemlenen davranışların başka sebeplerinin olup olmadığı araştırılmalıdır. Çocuğu suçlamak, yargılamak, etiketlemek, aceleci ve öfkeli davranmak olumsuz sonuçlara yol açabilir. Ailelerin bu konuda bilinçli ve makul düzeyde kuşkucu olması gereklidir.

Başka bir nedenle açıklanamayan;

-Çocuğun arkadaş çevresinin değişmesi-yeni arkadaşlar edinmesi,

-Davranışlarında belirgin değişiklikler bazen neşeli, sakin olması bazen öfkeli, sinirli saldırgan davranışlar göstermesi, dalgınlık, dikkat eksikliği, halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, beslenme alışkanlığının değişmesi, sarhoşluk hali, huzursuzluk, yerinde duramamak vb.

-Çocuğun kilo kaybetmesi, bedende yara izleri, ciltte renk değişiklikleri, iltihaplı yara veya enjektör izleri, ağız çevresinde kızarıklık veya yara olması, gözlerde kanlanma, uykusuzluk,

-Okulda başarılı olan bir öğrencinin ders başarısının düşmesi-okula devamsızlık,

-Unutkanlık ve belleğin zayıflaması, depresyonun artması,

-Yoksunluk belirtileri olarak kaygıda artma, sinirlilik, çabuk ve sebepsiz hırçınlaşma, ellerde terleme, hızlı soluk alıp verme gibi bedensel belirtiler,

-Aile ilişkilerinde azalma, evde daha az vakit geçirme, evde olduğu zamanlarda odasında tek başına olması,

-Her zaman olduğundan çok daha fazla para harcamaya başlaması

-Şüpheli bir durumda anne-babalar panik yapmadan soğukkanlı davranmalı

-Çocuğu korkutmamak, suçlamamak, yargılamamak, bağırmamak ve yeterli ve sağlam bilgilerle hareket etmek temel prensipler olmalı

-Yardım alınabilecek uzmanlar ve kurumlar hakkında bilgi edinmek, çocuğa madde kötüye kullanımını bırakması konusunda her zaman destek ve yardımcı olacaklarını sık sık söylemek anne-babaların bu tür bir durumda yapabilecekleri davranışlardır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.