SON DAKİKA

Almanya’nın Başkenti Utanç Duvarı Berlin; bugün refah seviyesi yüksek bir sevinç şehri

Bu haber 07 Ağustos 2019 - 1:49 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hatırlanacağı üzere Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan iş gücü açığını birçok ülkeden işçi alıp, kapatmak için 1955’de İtalya, Yunanistan, Portekiz ve 1961’de Türkiye’den de işçi almaya karar verdi. İçinde bulunduğumuz 2019; Almanya’ya İşçi Göçünün 58.Yılı. Türk işçilerinin ilk onuncu yılında bendeniz de Otostop ile Almanya’yı turladığım 60’lı senelerde tatsız hatıralar yaşamıştım. Bir tanesi hala hafızama kazılmış duruyor: Eşini hastanede ziyarete giden Alman; aynı yöne gidecek olan bendenizi İtalyan sanıp arabasına alır.İngilizce sohbet sırasında  “İtalya’nın neresindensin?” sorusuna “ I am not Italien!, I am Turk” diye cevap verdiğimde arabayı kullanan Alman’ın “Türkisch ?” lafını bir türlü unutamadım. Durmanın yasak olduğu Otobanda arabadan beni indirince en yakın yerleşim birimine iki saat yürümüştüm. Daha sonraki yıllarda Levent Kırca Tiyatrosu olarak da birkaç kez turne sebebiyle Almanya’nın birçok şehrini gezmiştim. Eski kötü hatıraları bir yana bırakıp bu yaz Frankfurt, Hamburg ve Berlin’i ziyaret etmeye karar verdim.

Almanya’nın başkenti, Utanç Duvarının simgesi Türk’lerin yoğun yaşadığı Berlin’in tarihi yerlerin en önemlilerinden Brandenburg ile başlayalım ziyaretimize.

Brandenburger Tor Kapısı

Brandenburger Tor ya da dilimizdeki adıyla Brandenburg Kapısı, Prusya Kralı III. Friedrich Wilhelm’in emri doğrultusunda 1788-1791 yılları arasında inşa edilmiş.

Mimar Carl Gotthard Langhans’ın Atina’daki Akropolis’in ana giriş kapısından esinlenerek tasarladığı kapı; 26 metre yüksekliğe, 65,5 metre uzunluğa ve 11 metre derinliğe sahip. Almanya’da Neo-Klasik mimariyle inşa edilmiş ilk ve en çekici yapılardan biri olan kapıyı, 2 sıra halinde dizilmiş Dor düzenli 12 sütun destekliyor.

 

Reichstag Parlamento Binası

Kenttin en önemli simgelerinden biri olan Reichstag‘ın ikonik tasarımı, 1982 yılında düzenlenen bir yarışma sonucunda belirlenmiş. Bu yarışmayı kazanan Paul Wallot’un çizimlerine bağlı kalınarak 1884-1894 yılları arasında inşa edilen parlamento binası, Yüksek Rönesans ve Klasisizm akımlarından izler taşıyor.

Yapıya ilginin yıl boyunca yüksek olmasını, çatısını süsleyen cam kubbe sağlıyor. Yeniden yapımı 1999 yılında tamamlanan kubbe hem gezginlere panoramik Berlin manzarasını izleme fırsatı veriyor hem de bina içerisine daha fazla güneş ışığı girmesine imkan tanıyor.

Berliner Dom Katedrali

Müzeler Adası üzerinde yükselen Berliner Dom, Yüksek Rönesans stilinde bir kilise olarak 18. yüzyılın başında inşa edilmiş.

1943 yılındaki çarpışmalar sırasında çıkan yangınla kullanılamaz hale gelen yapı, 1993 yılında başlanan restorasyon çalışmasına kadar ziyarete kapalı kalmış.

2006 yılında kapılarını yeniden ziyaretçilerine açan katedralde Hohenzollern Hanedanı üyelerine ait mezarlar bulunuyor.

 

Under Der Linden Ihlamurlar Altında

Brandenburg Kapısı’ndan Berlin Katedrali’ne kadar uzanan 1,5 kilometrelik Under der Linden, kentin en eski ve belki de en büyüleyici bulvarı.

1573’ten beri kullanımdan olan yola eşsiz bir görünüm kazandıran ağaçlar, 1647’de dikilmeye başlanmış. 1701 yılından sonra kraliyet ailesinin gücü arttıkça yolun geliştirilmesine ve çevresine etkileyici mimariye sahip binaların inşasına hız verilmiş.

Doğu tarafında der Alte Fritz isimli anıtın bulunduğu bulvardaki Neo-Klasik stile sahip Neue Wache, savaş kurbanlarının ve diktatörlüğün karanlık yüzünün unutulmaması gerektiğine vurgu yapıyor.

Doğu Alman hükümeti tarafından miting alanı olarak kullanılan Lustgarten, birleşimin ardından orijinal haline dönüştürülmüş.

 

Utanç Duvarı  & East Side Gallery

Berlin Duvarı başka bir deyişle utanç duvarı ya da haritalarda bulabileceğiniz ismiyle East Side Gallery; 13 Ağustos 1961’den 9 Kasım 1989’a kadar şehri Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye böldü.

46 kilometre uzunluğundaki Berlin utanç duvarı; kentin batı kısmını ablukaya almak amacıyla bir gecede örülmüştür. İlk başta tel örgüler ile kaçışlar engellenmeye çalışılsa da, 270.000 kadar kişi çoktan Batı Almanya’ya ulaşmıştır. Duvarın daha etkili olması ve kaçanları fark etmek için doğu tarafı beyaza boyanmıştır fakat yapılan bu hamle de sonuçsuz kalmıştır. Döşenen mayınlar, 186 adet gözetleme kulesi, köpekler, çelik kapılar, geniş alanlara yapılan ışıklandırma sistemine rağmen ne yazık ki yapılanlar hiç biri işe yaramamıştır. Tam beş bin vatandaş tünellerle veya balonlarla daha bilmediğimiz başka yöntemlerle duvarı geçmiştir. Uzunluğu yaklaşık olarak 46 kilometre olan Berlin duvarından tahmini olarak 240 kişinin geçmek isterken öldüğü bilinmektedir.150 kişi ise bugüne kadar sınırı başarıyla geçmiş kurtulmuşlar.

Bu duvarın utancını ve acısını uzun yıllar çeken Almanya sonunda özgürlüğüne kavuşmuştur. Bunun beraberinde Alman Demokrat Cumhuriyeti’nin de sonu gelmiştir. Doğu Almanya’nın vatandaşları Polonya, Çekoslovakya, Macaristan, Yugoslavya gibi ülkelere göç etmiş ve oradan da trenlerle başka ülkelere kaçmışlardır.

Bu duvarın kalıntıları şehrin birçok yerinde hala yaşamaktadır.

Checkpoint Charlie Kontrol Noktası

East Side Gallery ile birlikte duvardan geriye kalan en önemli bölüm konumundaki NATO kontrolündeki 3. geçiş noktası ise Checkpoint Charlie diye anıldı. Bu kapı; Amerikan Ordusu tarafından 1961-1990 yılları arasında geçişleri kontrol altında tutmak için kullanılmış.

Faaliyette olduğu dönem içerisinde birçok diplomat, gazeteci ve diğer yabancı ziyaretçiler bu kontrol noktasından Doğu Almanya’ya geçiş yapmış.

Amerikan ve Rus kuvvetleri arasında gerilimli anların yaşanmasına da neden olan kapı, büyük oranda orijinalliğini koruyor. Batıya kaçma teşebbüsleri başta olmak üzere kapı faaliyetteyken meydana gelen olaylara dair ilgi çekici belge ve fotoğraflarsa kulübeye yakın konumdaki Haus am Checkpoint Charlie adlı müzede sergileniyor.

 

Bergama Müzesi

Müzeler Adası üzerinde yer alan Bergama Müzesi, Alman arkeologlar tarafından Anadolu’da gerçekleştirilen kazılar sonucunda gün ışığına çıkartılan eserlerin sergilenmesi ve korunması amacıyla 1910 yılında kurulmuş.

Adını aldığı Bergama Krallığı’na ve Milet Antik Kenti’ne ait kalıntıları bünyesinde barındırdığı için zamanla popüler hale gelen kültürel tesis, 1910-1930 yılları arasında Alfred Messel’in tasarımına bağlı kalınarak Ludwig Hoffmann gözetiminde inşa edilen gösterişli bir binada faaliyetlerini sürdürüyor.

Müze; Antik Eserler Koleksiyonu, Ön Asya Müzesi ve İslam Sanatları Müzesi adını taşıyan 3 bölümden oluşuyor. Yalnız koleksiyonundaki en değerli parçalar olan Bergama Sunağı, Milet Pazar Kapısı, İştar Kapısı ve Babil Alay Yolu’nun bulunduğu bölüm, yenileme çalışmaları nedeniyle ziyarete kapalı tutuluyor.

 

Alexanderplatz Meydanı

Mitte ilçesinin merkezi konumundaki Alexanderplatz meydanın bulunduğu alan Orta Çağ’da sığır pazarı, daha sonraki dönemlerde ise askeri amaçlar için kullanılmış. 1809 yılında kenti ziyaret eden Rus Çarı I. Alexander’ın adıyla anılmaya başlanan meydan, günümüzdeki görünümünü büyük oranda 1971 yılında tamamlanan inşa sürecinin ardından edinmiş.

1989 yılında bir milyondan fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Doğu Alman Hükümeti’ne yönelik protesto gösterilerine sahne olmuş bu meydanda Uluslararası Saat ve Televizyon kulesi bulunuyor.

 

Türk semti Kreuzberg

Türkler arasında “Küçük İstanbul” diye de adlandırılan Berlin’in Türk nüfusunun yoğun olduğu Kreuzberg’de sokak isimleri olmasa insan kendini Türkiye’de zannedebilir.

Göçmenlerin yaşadığı bu semt bir zamanlar Berlin’in en fakir bölgesiymiş. Günümüzde ise sosyal ve kültürel açıdan kentin en sıra dışı yerlerinden biri olarak gösteriliyor.

Berlin’de işsizliğin en yoğun ve en düşük ortalama gelir düzeyinin olduğu semttir.

Diğer Avrupa başkentlerinde göçmenler genelde kent merkezinden uzak banliyölerde yaşarken, Berlin’deki Türkler şehrin tam merkezinde yaşar.

U8 nolu Metro (u-bahn) binip Kottbusser Tor adlı istasyonda indiğinizde, Almanca ve Türkçe “ Kreuzberg Merkezi” tabelasını görünce Küçük İstanbul’a gelmiş oluyorsunuz. Meydanda “İstanbul Manav ve Market (Etin kilosu 4,5 € Domates 0,99 € ) Karşı tarafta Mantıka Mantıcısı (Süheyla & Alaattin çifti işleticisi) Konyalı Mehmet Ustanın Has Mevlana’sı. Etli ekmek yediğimiz Konyalı Restaurant. Bu Cadde üzerinde dönerci, kitapçı, simitçi, market, telefoncu, iddaa bayii, berber, anahtarcı gibi iş yerleri bulunuyor.

Döner ve Kebab çeşitlerini lokanta zinciri Hasır’ın şubelerinden birinde tatmanızda yarar var. 36 isimli simitçinin hemen arkasında ise dondurmacı bulunuyor.

Semt ayrıca II. Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından kullanılan Sachenhausen Toplama Kampı’na yakın mesafede yer alıyor.

Adım attığınız her yerinde Türkçe levhalar ve Türk kökenli vatandaşların işlettiği dükkanları görebileceğiniz semt, 1980’lerin sonundan 1990’ların ortasına kadar 36 Boys Çetesi‘nin faaliyetlerinin merkezindeymiş.

Nüfustan doğan yoğun talep dolayısıyla Kreuzberg’de Salı ve Cuma günleri Halk Pazarı kuruluyor. Türkiye’de olduğu gibi her keseye uygun yeme-içme mekanları var.

Ülkelerindeki baskı ortamından ya da kötü ekonomik koşullardan uzaklaşmak amacıyla Berlin’e gelen yabancı ülkelerin göçmenleri, yeni bir başlangıç için hep bu semti seçtiğinde Türkiye’deki esnaf gelenekleri ve kurallarına uyar.

Sistem ve düzen karşıtı olan bu semtte genelde Yeşiller Partisi seçimleri önde götürüyor.

 

Gendarmenmarkt Jandarma Meydanı

Bir zamanlar askerlerin yürüyüş yaptıkları Gendarmenmarkt, bugün birçokları tarafından Berlin’in en güzel meydanı olarak gösteriliyor.

Adını II. Friedrich önderliğindeki birlikler tarafından yok edilen Fransız süvari alayından alan meydan, 17. yüzyılın sonlarına doğru Johann Arnold Nering’in çizdiği plana bağlı kalınarak inşa edilmiş. Meydan çevresinde kurulan yerleşim bölgesine, Fransa’dan kaçan Protestan topluluk yerleştirilmiş.

Noel zamanında renkli atmosfere sahip bir pazarın kurulduğu meydanın ortasında Şair Friedrich Schiller’in heykeli bulunuyor. Klasik müzik tutkunlarının açık hava etkinliklerini izlemek için yazın akın ettikleri meydandaki kilisenin Deutscher Dom isimli kulesinde Alman parlamento tarihine ışık tutan koleksiyon sergileniyor.

 

Victory Column Zafer Sütunu

Tiergarten Parkı’nın kalbinde yer alan Victory Column, Heinrich Strack tarafından tasarlanmış. İnşasına 1864’te başlanan anıtın yapım amacı, aynı yıl içerisinde Danimarka’ya karşı kazanılan zaferin kutlanmasıymış.

1873 yılındaki tamamlanma sürecine kadar eserin galibiyetle sonuçlanan Avusturya ve Fransa savaşlarını da simgelemesine karar verilmiş.

Anıt, ilk başta bugün Platz der Republik olarak adlandırılan Königsplatz Meydanı’nda yer alıyormuş. Ancak 1938’de Hitler’in emriyle bugünkü yerine taşınmış ve Berlin’in dünyanın başkenti olduğu fikrini desteklemesi için yapıya 4. kısım eklenerek yüksekliği 67 metreye çıkartılmış.

Yapıya görkem katan üst kısımdaki Roma zafer tanrıçası Victoria’yı temsil eden bronz heykel, Friedrich Drake’in imzasını taşıyor. 35 ton ağırlığa, 8,30 metre yüksekliğe sahip heykelin hemen altında ise kentin büyük bölümüne hâkim bir seyir terası bulunuyor.

 

Berlin’de de hakimler var

Berlin; dünyada ismi hukukla anılan tek şehir. 18.yüzyıl Alman krallarından “Büyük Frederik “ bugün kendi adıyla anılan sarayını yaptırırken, sarayın bahçesinde bulunan ve artık o saray kadar ünlü yel değirmeninin de istimlak edilmesini ister. Değirmencinin vermemesi üzerine teklif edilen para artırılır ancak değirmenci yine reddeder. Sinirlenen kralın gönderdiği “zorla alırım” mesajına ise değirmenci, hukukçuların bir ayet gibi duvarlarına asması gereken o ünlü cevabı verir: “Alamazsın! Berlin’de hakimler var!”

Hukuk devletinin felsefesini özetleyen bu söz, yaklaşık iki yüzyıldır bütün dünyada bir adalet tılsımına dönüşmüş başta Almanya olmak üzere kim iktidar cihetinden bir haksızlıkla karsılaşsa, sadece yönetilenlerin değil, yönetenlerin de hukukla bağlı olduğuna inanan hakimler olabileceği ümidiyle bu sözü haykırmış. Peki, bu söz üzerine Kral Frederick ne yapmış? Büyüklüğüne yakışanı yapmış, yel değirmenine dokunmamış, araziyi değirmenciyle paylaşmayı kabullenmiş.

 

Berlin’in anımsattıkları

  • Dünya’nın en kozmopolit şehirlerinden biri Berlin.
  • Berlin Tegel ve Berlin Schönefeld şehrin iki havalimanıdır.
  • 1701 senesinde Prusya’da kral 1.Friedrich ilan etmesinden sonra Berlin kraliyet kenti olmuştur. Mimar Knobelsdorff yönetiminde Friedrich şehri büyük ve güzel bir şehir haline getirmiştir.
  • Berlin;1871’de Alman İmparatorluğunun en önemli kentiydi. Daha sonra başkent oldu.
  • İkinci Dünya Savaşında Hitler’in en önemli kentlerindendi. Savaşta kaybedilen en son kentlerden biriydi. Kaybedilmeden evvel çok ciddi hava bombardımanına tutulmuş ve resmen dümdüz edilmişti.
  • Savaşın ardından soğuk savaşı başlatan şehir oldu. Batı’nın kuvvetli üç devleti ve Rusya arasında paylaşıldı. Doğu ve Batı Almanya.
  • Doğu Berlin; 7 Ekim 1949’da Alman Demokratik Cumhuriyetinin başkenti oldu.
  • 13 Ağustos 1961’de Berlin Duvarı örüldü. 9 Kasım 1989’daysa bu duvar yıkıldı.
  • 3 Ekim 1990’da doğu Almanya ve batı Almanya’nın birleşmesiyle tekrar başkent oldu. 1999’dan beri de Federal Hükümetin yönetim binasına ev sahipliği yapmıştır.
  • Berlin’de çok dilenci var.
  • Grafitinin yakıştığı yegane şehir.
  • Bu şehrin iki ayrı yüzü var: Bir yüzü son derece sıradan bir Avrupa şehri, diğer başkentlerden pek farkı yok. Diğer yüzü ise Avrupa’nın en karanlık şehri. her türlü underground mekan, aktivite ve hayat akıyor bu şehirde.
  • Toplu taşıma biletlerini istasyonlardaki makinelerden alabilirsiniz. Türkçe seçeneği bile var. Yalnız kullanmadan hemen öncede duraklardaki ya da tramvayların içindeki makinelerde damgalatmanız gerekiyor.
  • Herkes kurallara ve birbirine karşı çok saygılı, bırakın metroyu metro istasyonlarından çıkarken bile kimse kimsenin önüne geçmiyor.
  • Tren, metro ve tramvay durduğunda kapısı otomatik açılmıyor düğmesine basıp kendiniz açmalısınız.
  • Park edilmiş çok fazla araba olmasına rağmen enteresan bir şekilde trafik yok. Yollar olabildiğince geniş ve herkes bisiklet kullanıyor.
  • Her yerde bisikletler ve elektrikli scooterlar var. Cep telefonunuza ilgili uygulamaları indirip farklı markaların araçlarını kiralayabilirsiniz. Şehrin istediğiniz yerinde alıp istediğiniz yerinde bırakıyorsunuz
  • Berlin’de birçok bölgeye benzin veya dizel yakıtlı araçlarla girilmesi yasak.
  • Berlin, sanat alanında da dünyanın en önemli şehirleri arasında. üç opera, filarmoni, birçok tiyatro, konser salonu ve kütüphaneye sahiptir, bunun yanı sıra; Berlin Film Festivali bu kentte yapılmaktadır.
  • Berlin Filarmoni Orkestrası dünyanın en ünlülerinden biridir.
  • Berlin Duvarı ile ilgili Filmler:

Der Himmel Über Berlin (Berlin Üzerinde Gökyüzü), Der Tunnel (Tünel), Good Bye Lenin! (Hoşçakal Lenin), Das Leben der Anderen (Başkalarının Hayatı), Die Frau vom Checkpoint Charlie (Checkpoint Charlie’deki Kadın), Das Wunder von Berlin (Berlin Mucizesi), Polizei (Polis).

  • Berlin’de Bisiklet kiralama çok yaygın.
  • Berlin belediye başkanı, şehrin yoğun trafik sorununa çözüm icin Türkiye’deki metrobüs ve dolmuş hatları sisteminden yararlanacaklarını belirtti.
  • Berlin’deki en ünlü süpermarket zincirlerinden Kaufland‘ın bir şubesi Alexandre meydanında yer alıyor. Duty free mağazalarından bile çok ucuz çikolatayı bu mağazadan alabilirsiniz
  • Postdamer Meydanı’nda yer alan Sony Center‘da alışveriş yapıp,8 sinema salonunda vizyon filmlerini izleyebilirsiniz.
  • Kreuzberg’de Süreyya & Alâddin çiftinin işlettiği “Mantıka” isimli müessesede kepek unlu, ıspanaklı Mantının üzerine Mantar, Pastırma ve Avokado gibi “topping”ler ilave edilip servise sunuluyor.
  • Yöresel gıda pazarları ülkemizde olduğu gibi Kreuzberg’te de revaçtadır.
  • Berlin’in Türk nüfusunun yoğun olduğu Kreuzberg’de Kırtasiyeci de var. Hayatımda ilk kez ülkem sınırları dışında kırtasiye kelimesi ve tabelası gördüm.
  • Sergilenen eserlerin %80’inin bizzat Anadolu’dan götürüldüğü dünyanın en iyi müzelerinden birisi olan Pergamon ismi Alexanderplatz’da Erzincan’lı Nevzat Akpolat’ın işlettiği Pergamon Döner Restoranına verilmiş.

 

 

Pekcan TÜRKEŞ

Pekcan Türkeş
Pekcan Türkeşpekcan@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.